Son nefes
Dalış, ekstrem sporların arasında görsel olarak en özel ve en dokunulmamış görüntüleri yakalayabileceğimiz sporlardan birisi. Su altının bilinmeyen güzelliği, iyi bir yapım aşamasından geçtiğinde ortaya şaheser denebilecek kadar özel filmleri, belgeselleri beraberinde getiriyor bence. Son dönemde dalış sporuna artan ilgi, bu spordan beslenen birçok içeriğin de ortaya çıkmasını sağladı.
Dalgıç bir arkadaşımın önerisiyle izlediğim bu yapım Son nefes (Last breath) beni öylesine gerdi ve etkiledi ki, izledikten sonra burada yazmak ve tavsiye etmek için 1 saat kafamı toplamam gerekti. Bu yarı belgesel-filmimiz, işi deniz tabanında çalışmak olan dalgıçları konu alıyor. Dalgıçlar o kadar derine dalıyor ki, bu görevden önce 1 ay küçük bir alanda farklı basınçta yaşamak zorunda kalıyorlar. İşte bu yapım da, yine böyle bir görevde Chris Lemons isimli satürasyon dalgıcının yaklaşık 100 metre derinlikte yaşadığı korkunç bir kazayı anlatıyor. Satürasyon dalgıçlığı, günümüzde dünya üzerindeki en zor mesleklerden birisi olarak kabul edilmektedir. Satürasyon dalgıçları, kendileri için özel olarak tasarlanan basınç odalarında belirli süre yaşayıp, mesleklerinin gerekliliğini yerine getirmek için su altında çeşitli işler yapıyorlar. (kaynak, tamir, bakım vb.) Basınç odalarında geçirdikleri süre ise iş için su altında bulunacakları sürenin uzunluğuna ve derinliğe bağlı olarak değişmektedir. Bu süre, zaman zaman haftaları bulabilmektedir. Chris Lemons ve beraberindeki 11 satürasyon dalgıcı Aberdeen (İskoçya) açıklarında bulunan petrol yataklarında bir iş için dalış yapacaklardır. Belgesel, Chris’in nişanlısına teknedeki yaşamı anlatmak için çektiği çeşitli videolarla başlıyor ve olayın yaşandığı güne kadar teknede yaşanan süreçleri Chris’ten ve teknedeki diğer insanların gözünden izlememizi sağlıyor. Kaza günü, Kuzey Denizi’nin çetin hava şartlarında tekne ile su altındaki dalgıç Chris’in bağını sağlayan hortum zarar görüyor. Adından da anlaşılacağı gibi Son Nefes belgeseli, su altında yaşanabilecek en korku verici kazalardan birini anlatıyor. Normal şartlarda bilimsel olarak insan beyni 5 dakika oksijensiz kaldığında ölüm gerçekleşmesine rağmen filmde ve gerçekte de olduğu gibi kahramanımız 36 dakika boyunca su altında kurtarılmayı bekliyor. O dakikalarda eğer kapalı alan ya da sualtı fobiniz varsa bu yapım nefes ritminizi gerçek anlamda bozabilir. Yapımın epey bölümü gerçek görüntülerden oluştuğu için insan gerçekten baya geriliyor.
Filme sinema dili açısından yaklaşmasakta konusunun ve gerçek görüntülerinin oldukça etkileyici olduğunu bu yüzden izlenebilir bir film olup tavsiye edebileceğim yapımlar arasına girdiğini belirtebilirim. Tabi su altı fobiniz yoksa . İyi seyirler…

