VAKİT TAMAM OLUNCA
Vakit tamam olunca ne yaprak kalır dalında ne de can durur bedende. Her yönüyle zamana gebedir işte hayat. Herkesin, her şeyin bir vakti zamanı vardır adına dünya denen bahçede hüküm sürmek için. O zaman size verilen bir hediyedir zaman denen şey. Dolu dolu kullanmakta boşa geçirmekte sizin elinizdedir.
Nefes aldığınız sürece hiçbir şey için geç değildir hayatta. Çünkü hala bir şeyleri değiştirebilme şansınız vardır. Zararın neresinden dönersin kârdır misali gibi düşünebiliriz bunu. Zaten an’ların çokluğu değil, onları nitelikli yaşamaktır önemli olan. Bunun için bu hayatta ne yapamadıysak onun için üzülüp kendimize saplantı haline getirmeyelim. Dedik ya her şeyin bir zamanı var, belki de sizin yapmak istediğiniz her neyse onun zamanı gelmemiştir daha. Bunu bilemezsiniz. O yüzden düştüğünüz yerden kalkın, inceldiğiniz yerden kopmayın yeniden yeniden hayata tutunun.
Bunları yaparken asla ümidinizi yitirmeyin ve göreceksiniz vakit tamam olunca kapandığını sandığınız tüm kapılar sonuna kadar açılacaktır. Size düşen en önemli görev ise tüm fırtınalara, buhranlara dimdik ayakta durmak olmalıdır. Gerekirse bunun için bedel de ödersiniz ama istediğinizi de alırsınız. Siz yeter ki istemekten vazgeçmeyin. Şartlar ne olursa olsun bardağın dolu tarafından bakmayı ilke edinin. Düşünceniz nasılsa bir şekilde hayatınıza da etki edecektir. Bu yüzden olumlu bakmak, olumsuzlukları görmemek bir bakıma avantaj olacaktır sizin için. Bunu başarabilir misiniz? Var mı kabuğunuzu kırmak için uzunca bekleyişlere tahammülünüz?
Cevabınız evetse, sizin için vakit tamam olmaya yakındır. Çünkü hiçbir engel, dert, tasa baki değildir hayatta. Ve siz inandıysanız kendinize er ya da geç vakit tamam olacak, yarım kalan her ne varsa bitecektir. Tabi her şeyden inanmanız gerekecektir. Sahi vakit ne zaman tamam olacak? İnsanın hayatında düzen oturtması için ne kadar süre geçmesi gerekiyor? Beş yıl, on yıl ya da yirmi yıl. Bana kalırsa hiçbiri değil. Bu zaman herkese göre farklı olabilir. Sizin istediğiniz ne? Önemli olan bunu bilmek ve ona göre hareket etmek. O yüzden asla zamana takılıp kalmayın. Geç kaldım ya da çok erken başladım diye hayıflanmayın. Herkesin zamanı farklıdır bekleyişte.
Öyle çok örnekleri vardır ki, şaşırıp kalırsınız. Bu biraz da size verilen sermayeyle de alakalı. Kimisi elli yılda her şeyi harcayıp bitirirken bir başkası ellisinde yaşamaya yeni başlıyor ve yüzü zorluyor. Bunlar sadece rakamsal şeyler. Çok da takılıp kalmamak gerek bunlara. Önemli olan bize sunulan zamanı verimli kullanmaktır. Ki bunun için sanırım pek çoğumuzun yeterli zamanı var. Ama o zamanı doğru kullanıyor muyuz? İşte orası tam bir muamma…
İşin özü, özeti aslında;
Vakit tamamdır belki, nereden biliyorsunuz başarmak için geç kaldığınızı?
Vakit tamamdır belki, nereden biliyorsunuz bir gün sonraya çıkacağınızı?
Bilmiyoruz, sadece debelenip duruyoruz. Biraz da kendimizi avutuyoruz olacak/olmayacak şeyler için. Bu da bizim ayıbımız ne diyelim…

