KONU BASİT Mİ?
Merhaba,
Ülkemizin gerek coğrafi şartları, insanlarımızın mütevaziliği, yardımseverliği, misafirperverliği, gerekse yemek kültürü gibi birçok konuda tüm dünyaya nam saldığını hepimiz biliyoruz. Bunlar ülkemizi yaşanabilir kılan özellikler. Fakat şu an öyle bir sıkıntımız var ki gencinden yaşlısına herkesin elini kolunu bağlayan ve hatta bunlarla kalmayıp psikolojik olarak çoğu kişiyi etkisi altına alan bazen de geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuran bir sıkıntı. Ekonomi, dengesiz gelir dağılımı, geçim sıkıntısı ve işsizlik…
Belki bu konuya değinmek bana düşmez ama bana düşen nokta birincisi benim de bu ülkede yaşıyor olmam, ikincisi bu durumların, bu ülkede yaşayan vatandaşların ruh sağlığını doğrudan etkiliyor olması. O yüzden yaşadığımız bu stresöre gözümü kapatamazdım.
Eskiden İstiklale ya da Kıbrıs Şehitlerine çıktığımızda müzisyenlerin o güzel seslerini duyar, onlara eşlik edip eğlenirdik. Ruhumuz beslenirdi. Şimdi o müzisyenlerin sesini duyamıyoruz. Çünkü çoğu geçim sıkıntısı çekiyor, borç içinde yaşamaya çalışıyor ve hatta geçinemedikleri için, borçlarını kapatamadıkları için istemeyerek de olsa canlarına son veriyorlar.
Yine eskiden “çalışmak isteyene iş çok” denirdi. Peki şimdi bu canına kıyan müzisyen iş buldu da beğenmedi mi? Öyle bir lüksü var mıydı? Kimse şımarıklık olsun diye canına kıymaz.
Asgari ücretle geçinmek zorunda olan bir aile mutfak alışverişi için markete çıktığında en zaruri ihtiyacını alsa bile 500tl den aşağı o marketten çıkamıyor. Bu aile büyük ihtimal kira veriyor (asgari ücretle geçinip 500000tl lik ev almak bana fazlaca irrasyonel bir durum gibi geliyor) elektrik, su, aidat derken bunlar asgari ücreti fazlasıyla aşıyor. Bir borcu kapatmak için kredi çekiliyor, krediyi kapatmak için tekrar kredi çekiyorlar. Yani ferah yaşam diye bir şey yok ki bu kadar borcun içinde insanlar ruh sağlığını düşünemiyor bile. İnsanımız gülmeyi unutuyor, sinirler iyice geriliyor.
Size geçenlerde karşılaştığım bir şeyi anlatmak istiyorum. Kapanma döneminde çiftlere bazı tavsiyeler adında bir röportaj verdim. Bir internet sitesinin yüksek takipçili sayfasında paylaşıldı ve altındaki yorumları okudum. Unuttuğum bir şey vardı, belki de söylemek istemediğim. Biri verdiğim tavsiyelere ek öyle doğru şeyler yazmıştı ki.. İçimden çok haklı dedim. Bu konuda uzun zamandır zaten yazmak istiyordum o yorum ise yazma eylemi için beni harekete geçirdi. Yorumu kısaca özetlemek istiyorum “sayın psikolog, insanların cebine para koysalar, yardımda bulunsalar, ülkenin yarısından çoğunu dışarı, azınlık kısmı içeri kapatmasalar insanların(kadın, erkek, genç, yaşlı) ekonomik durumları iyi olsa insanlar evde birbirlerinin açıklarını arayacaklarına, birbirlerine yapıcı şekilde davranıp kırıcı olmadan daha sevgi, huzur ve mutluluk kavramları ile birbirlerine yaklaştıkları takdirde ne kavga olur ne ekonomik çöküntü olur ne psikoloji bozulur ne de birbirlerinin açıklarını ararlar.” Bir de büyük harflerle şunlar yazılmış “KONU BASİT, EKONOMİ İYİ OLURSA, İNSANLARIN CEBİNDE PARA OLURSA HİÇBİR SORUN OLMAZ”
Tabi ki bu yorumun yanlışlanabilir ve ya eksik yerleri elbet herkese göre farklılık gösterir. Fakat temelde vatandaşın anlatmak istediği şeyi görebildik mii? Evet her şey para değil ama parasızlıktan doğan sıkıntı varsa orada bir yanlışlık vardır. Geçim düzeyinin altında yaşamaya çalışan kişiler ne yazık ki özel yaşamlarında da bazı sıkıntılar yaşıyorlar. Yani sosyoekonomik düzeyin ruh sağlığı alanındaki etkisi yok sayılamaz.
Sadece müzisyenler değil, ülkenin her yerinden her alanından çalışan insanlar zorluk çekmekte. Kimi işten çıkarılıyor, kimi şirketler küçülmeye gidiyor… çoğu insan da iş bulamıyor.
Şimdiki yaş almış insanlara bakıyorum da artık gençleri eleştiremiyorlar bile. Herkesin dilinde tek şey “iş yok ki”. Yine çok duyuyorum “okuyarak vakit kaybettik” sözlerini. Aslında o kadar acı bir durum ki bu. Ülkemizde bütün gençler üniversite mezunu ama ya kendi işini yap(a)mıyor ya da yıllardır iş bulamıyor.
Üniversitelerin fazla sayıda oluşu gençlerin okuması için çok teşvik edici ve güzel bir durum ama gözden kaçan bir şeyler yok mu sizce de?
Gençlerin işsiz oluşu geleceğe daha öfkeli, karamsar, kaygılı, umutsuz bakmalarına neden oluyor. Uzun süren işsizlik durumunda da bu durum ne yazık ki pekişiyor.
Peki ne yapalım?
Bu konuda ne yapılması gerektiği benim alanım olmamakla birlikte bunun bir süreç olduğunu kendimize hatırlatmakta fayda var. En büyük etken küresel olarak yaşadığımız bu salgın. Dünyada belli zamanlarda böyle salgınlar olmuştur ve hiçbiri şu an devam etmiyor.
Son olarak yapabileceğimiz en önemli şey bedensel sağlığımıza dikkat etmek, ruhsal sağlığımızı korumak. Bunun için evde kaldığımız süre içinde odak alanımızı değiştirerek sevdiğimiz şeyleri yapmaya yönelebiliriz. Bu sürecin olumlu yanlarını görebiliriz. Dinlenmek için, kendimizi tanımamız için güzel bir fırsat olarak değerlendirebiliriz. Belki de uzun zamandır okuyamadığımız kitapları, izleyemediğimiz filmleri izlemenin, yeni bir hobi edinmenin, bir türlü fırsat bulup başlayamadığımız spora başlamanın, ailemize vakit ayırıp çocuklarımızla temas içinde olmanın tam zamanıdır.
Sağlıkla kalın…

